Kazdağları Ne Kadar Dayanır? Ekolojik Tehditler ve Koruma Sınırı

Türkiye'de doğa, yanlış planlanan enerji ve maden projelerine karşı var olma mücadelesi veriyor. Güncel çevre raporlarına göre; Doğu Karadeniz HES'lere, Ege ve Çanakkale madenlere, Akdeniz ise nükleer ve termik santrallere karşı kritik bir eşiktedir. Yargı kararlarına rağmen devam eden projeler, ekosistemi geri dönülemez noktaya taşısa da yerel halkın ve hukukçuların direnişi sürmektedir.

Türkiye’deki çevre hareketlerinin köklü bir geçmişi vardır. Doğaya zarar veren her proje, beraberinde tepki, ateşli tartışmalar ve haklı bir koruma mücadelesi getirir. Yaklaşık 20 yıldır çevre üzerine yazılar yazan gazeteci Serkan Ocak'ın Atlas Dergisi için çıkardığı direniş haritasını, 2025/2026 güncel verileri ve Akbelen gibi yakın tarihli mücadeleleri de ekleyerek yeniden ele aldık.

kazdağları ne kadar dayanır

Çevresel Tehditler ve Direniş Bölgeleri Tablosu

Proje Türü Yoğunlaştığı Bölgeler Çevresel Risk
HES (Hidroelektrik) Doğu Karadeniz (Rize, Artvin), Antalya, Tunceli Derelerin kuruması, biyoçeşitlilik kaybı.
Madenler (Altın/Kömür) Kaz Dağları, Muğla (Akbelen), İzmir (Bergama), Artvin Orman kıyımı, siyanürle zehirlenme.
Termik Santraller Doğu Akdeniz, Muğla, Zonguldak, Çanakkale Hava kirliliği, sera gazı, iklim krizi.
Nükleer Santral Mersin (Akkuyu), Sinop (Planlanan) Radyoaktif atık sorunu, kaza riski.

1. Hidroelektrik Santraller (HES)

2000’lerin başında "suyun boşa akmaması" söylemiyle başlayan HES furyası, özellikle Doğu Karadeniz'i hedef aldı. Samsun’dan Artvin’e kadar neredeyse her vadiye HES izni verildi. Buna karşılık Rize Fındıklı’dan Antalya Alakır’a kadar birleşen köylüler "Derelerin Kardeşliği" hareketini kurdu.

Bugün gelinen noktada yüzlerce HES projesi hayata geçti. Bölge sakinleri; hapsolmuş dereler, kuruyan yataklar ve yok olan balık popülasyonu ile yüzleşiyor. Avukat Alp Tekin Ocak'ın belirttiği gibi; "Karadeniz’de HES’lerin büyük kısmı tamamlandı ancak çevre hukuku alanında önemli bir külliyat oluştu. Artık mahkemeler 'kümülatif etki değerlendirmesi' talep ediyor."

2. Termik Santraller ve İklim Krizi

Sera gazı üretimini körükleyen termik santraller; Doğu Akdeniz, Muğla Yatağan, İzmir Aliağa ve Zonguldak gibi bölgelerde yoğunlaşmış durumda. Avukat İsmail Hakkı Atal, Türkiye’de 80 megavat üzeri kurulu güce sahip 37 termik santral bulunduğunu belirtiyor.

Adana bölgesinde planlanan birçok termik santral, açılan davalar sonucu iptal edildi. Ancak mevcut santrallerin yarattığı hava kirliliği, Paris İklim Anlaşması hedefleriyle (2053 Net Sıfır) çelişmeye devam ediyor. Atal'ın uyarısı net: "Tüm sera gazı üretimini sonlandırmadığımız takdirde küresel felaketler kaçınılmaz olacak."

3. Madenler: Kaz Dağları'ndan Akbelen'e

Türkiye'de kitlesel çevre eylemlerinin en geniş yankı bulduğu alan madenciliktir. 1990'larda Bergama ile başlayan süreç, yakın tarihte Kaz Dağları (Kirazlı) ve Muğla İkizköy (Akbelen Ormanı) direnişleriyle devam etmiştir.

Türkiye Altın Madencileri Odası verilerine göre birçok şehirde aktif altın madeni bulunmaktadır. Kaz Dağları, "Türkiye'nin Oksijen Deposu" olarak bilinmesine rağmen siyanürlü altın madenciliği tehdidi altındadır. Akbelen'de ise kömür madeni genişletmesi için kesilen asırlık ağaçlar, toplumun vicdanında derin yaralar açmıştır.

4. Nükleer Santraller: Çözümsüz Atık Sorunu

Mersin Akkuyu’da inşası devam eden ve reaktörleri devreye alınma aşamasına gelen Rus yapımı nükleer santral, Türkiye'nin en uzun soluklu çevre mücadelesi konularından biridir. Santral tam kapasite çalıştığında 4 üniteye sahip olacak.

Büyük Risk: Nükleer enerji "karbonsuz" olarak lanse edilse de, radyoaktif atıkların bertarafı konusunda dünyada henüz kesin ve güvenli bir çözüm bulunmamaktadır. Ekosfer Derneği'nden Özgür Gürbüz, Sinop projesinin Japonya'nın çekilmesiyle durduğunu ancak Akkuyu için verilen elektrik alım garantilerinin (15 yılda yaklaşık 30-35 milyar dolar) ülke ekonomisine büyük yük getireceğini vurgulamaktadır.

Çevre Mücadelesi Nasıl Yürütülür?

Adım 1: Bilgi Edinme ve Belgeleme

Projenin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporlarını inceleyin. Bölgedeki endemik bitki ve hayvan türlerini belgeleyin.

Adım 2: Hukuki Süreç

Baroların çevre komisyonları veya çevre dernekleri (TEMA, Çehaven vb.) ile iletişime geçerek "yürütmeyi durdurma" ve "iptal" davaları açın.

Adım 3: Kamuoyu Oluşturma

Sosyal medya ve yerel basın aracılığıyla projenin zararlarını anlatın. "Kümülatif etki" (bölgedeki diğer projelerle toplam zarar) kavramını vurgulayın.

Adım 4: Bilimsel Raporlama

Üniversitelerden veya bağımsız uzmanlardan, projenin ekosisteme vereceği zararı kanıtlayan bilimsel görüşler alın.

Uzman İncelemesi

2026 yılı itibarıyla çevre hukukçuları, "Ekolojik Yıkım (Ecocide)" kavramının uluslararası suç kapsamına alınması için çalışmalar yürütmektedir. Türkiye'de Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın verdiği bazı "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını iptal etmesi, hukuk mücadelesinin önemini koruduğunu göstermektedir. (Kaynak: TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Raporları).

Sıkça Sorulan Sorular

HES'ler doğaya nasıl zarar verir?

HES'ler suyun doğal akışını borulara hapsederek dere yatağını kurutur, sucul yaşamı (balıkları) yok eder ve bölgenin nem dengesini bozarak iklimi değiştirir.

Nükleer atıklar ne kadar süre tehlikelidir?

Nükleer atıkların radyoaktif etkisi yüz binlerce yıl devam edebilir. Bu atıkların güvenli bir şekilde saklanması için henüz kalıcı bir teknoloji geliştirilememiştir.

ÇED raporu nedir?

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), bir projenin çevreye verebileceği olumlu ve olumsuz etkilerin belirlendiği, önlemlerin saptandığı rapordur.

Termik santraller neden kapatılmalı?

Kömürlü termik santraller, iklim krizinin baş sorumlusu olan karbon emisyonlarının en büyük kaynağıdır ve hava kirliliği yoluyla halk sağlığını tehdit eder.

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski