Babalar, toplumsal roller ve duygusal yükler altında sessizce direnen ailenin gizli kahramanlarıdır. Bir baba, fiziksel yorgunluğa ve ekonomik zorluklara yıllarca dayanabilirken; duygusal ihmal, takdirsizlik ve "yalnızlık" karşısında içten içe tükenir. Ancak toplumsal kodlar gereği bu tükenişi son ana kadar gizler ve "yıkılmaz" görünmeye devam eder.
Babalar en kutsal varlıklar olan Annelerin gölgesinde kalan gizli kahramanlardır! Evin en öksüzü babalardır; en yalnız, en kimsesizi, herkese kimse olurken... Evin direği olurken kendisi direksizdir, dayanacağı kimsesi pek yoktur. Çünkü o hep güçlü olmak zorundadır.
Babaların Dayanıklılık ve Yük Tablosu
| Yük Türü | Beklenti | Dayanma Sınırı |
|---|---|---|
| Duygusal | Ağlamamak, Güçlü Durmak | Çok Düşük (İçine Atar) |
| Ekonomik | Evin Geçimini Sağlamak | Ömür Boyu (Zorunluluk) |
| Sosyal | Otorite Olmak | Değişken |
| Aile İçi | Dengeyi Kurmak | Yüksek (Fedakarlık) |
Evin Direksiz Direği: Baba
O zayıf olamaz çünkü o kahramandır, o güçsüz olamaz çünkü o kahramandır, o ağlayamaz çünkü o kahramandır. Hep kahraman olmak, öyle kalmak zorundadır. Yoksa silebilir herkes onu. Küçümser, erkekten bile saymaz. Batan gemiyi en son terk eden baba iken, uçan bir balonda, fazla ağırlıkların atılması gerektiğinde aileden ilk atılacak kişi babadır.
Hayatını ailesine adasa da, ne eşine ne de çocuklarına yaranabilir tam anlamıyla. Kimsesi kalmaz zaten memleketi belli olduğunda. Hani sormuşlar ya adama "Nerelisin?" diye. O da demiş "Henüz evlenmedim" diye. Ne ilk ailesine, ne de yeni ailesine yaranamaz, arada kalır.
Duygusal İzolasyon ve Toplumsal Baskı
Aile içi yetmez gibi, hep annelik yüceltilir; onun yanına ayıp olmasın diye babalık da eklenir. Anneler gününün bütün ihtişamına, şatafatına, her yerde vurgulanması ve insanları harekete geçirmesine rağmen, babalar günü unutulur ya da babalar gününde hatırlanır ve öylesine geçiştirilir.
Evin dış kapı mandalı gibidir çoğu zaman. Evin en yalnızıdır. Bu yüzden en son babalar duymaz mı? Ya saklanır, ya yalan söylenir ya da paylaşma gereği duyulmaz. Bunda elbet hoşgörüsü az babanın da suçu ve katkısı vardır ama yine de ne yapsa yaranamaz, yakınlaşamaz. Belki çocuklarıyla yakınlaşmak ister ama malum ataerkil kurallar, toplum baskısı, utanç duygusu buna engel olur; ne sevdiğini gösterebilir ne de sevilmek istediğini...
Babanın Sevgi Döngüsü
Babanın ailede en sevdiği birey kadındır, eşidir. Eşinin ise en sevdiği çocuklarıdır, kendisi değil. En büyük aşk evliliklerinde bile, sevgilisi doğum yaptığında bir anda artık sevgilisi değil, anne olur; kendine biçtiği en büyük rolü olur sevgilisi.
Baba en çok anneyi sever, anne en çok yavrusunu sever, yavrusu ise en çok eşini sever, eşi ise en çok yavrusunu sever. Bu böyle devam eder durur, hayatın kanunu gereği. Bir yeri acıyan çocuğun hiç "Babam" dediğini duydunuz mu? Babası yanındayken bile "Anam" demez mi?
Ekonomik Yük ve "Erkeklik" Algısı
İyi bir işi olması gerekir, zengin olması gerekir. Çocuklar bile birbirlerini heyecanlandırmak için, iki kişinin omuzlarında daha fazla ileri gitmek için, "Bakalım kimin babası daha zengindir" derler. Anne ya da çocuklar işsiz olabilir, kimse bunu çok görmez onlara. Ama baba işsiz olamaz. Düşünün erkek çalışır kadın ev hanımı ise sorun yok ama tersi durumda erkekten bile sayılmaz.
Evin geçimini karşılamak zorundadır, hem de şartlar ne olursa olsun. Dışarıda onca karşılaştığı kötülük ve güçlüklerle uğraşırken, eve gelip sığınmak, salmak isterken kendini; evde eşinin kaprislerini çekmek, çocukların sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalır. Belki ağlamak ister onların yanında, onlarla... Yapamaz!
Evladın Değişimi ve Babanın Yalnızlığı
Evin şerefini, evin namusunu korumak zorundadır. Kızının ilk aşkı kendisi olsa da, büyüyünce kızı artık aldatır babasını ve başka gençlere kayar gönlü. Babasına bin bir naz yapan o kız ise sevgilisinin, eşinin her dediğini yapar. Evde yıllarca babası ile çatışan, özgürlüklerini elde etmeye çalışan oğlu ise eşinin yanında muma döner.
En acısı ise yıllarca gözünden bile koruduğu o güzeller güzeli kızını, göz bebeğini gelir adamın biri alır elinden, gözünden sakladığını başka gözlere verir. Değil birinin ona dokunması yan gözle bile bakmasına dayanamayan baba, teslim eder bir başkasına elleriyle. Üstelik bir de düğün dernek yapmak zorundadır, oynamak zorunda kalır sanki eğlenirmiş gibi.
Bir Babayı "Muhafaza Etme" (Mutlu Etme) Yolları
Babalar duygularını belli etmese de onlara iyi gelmenin yolları basittir.
1. Takdir Edin
Yaptığı fedakarlıkların farkında olduğunuzu hissettirin. Sadece özel günlerde değil, sıradan bir günde de teşekkür edin.
2. Dinleyin
Genellikle dinleyen değil, emir veren veya sorun çözen taraf olmaya alışmıştır. Ona gününün nasıl geçtiğini sorun ve gerçekten dinleyin.
3. Sarılın
Toplumsal baskı nedeniyle sevgisini fiziksel olarak gösteremeyebilir. Siz ilk adımı atın ve ona sarılın. Bu, onun zırhını delen en güçlü silahtır.
Uzman İncelemesi ve Yazar Notu
Psikologlar, erkeklerin duygularını bastırmasının (duygusal kabızlık) ilerleyen yaşlarda psikosomatik hastalıklara (kalp, tansiyon vb.) yol açtığını belirtmektedir. Remzi Karakuş'un da dediği gibi: "Bizim gibi toplumlarda, erkek evladından çok kızına değer veren, her şeye rağmen onun için her şeyini feda eden babaların önünde sevgiyle eğiliyorum. Sizler büyük insanlarsınız. Bunca zorluğuna rağmen Baba olabilmiş tüm özel insanlara ithaftır."
Sıkça Sorulan Sorular
Babalar neden ağlamaz?
Toplumsal baskı ve "erkekler ağlamaz" öğretisi nedeniyle duygularını bastırırlar. Zayıf görünmekten ve ailenin güvenini sarsmaktan korkarlar.
Babalar en çok kimi sever?
Genellikle eşlerini ve kız çocuklarını daha farklı bir koruma içgüdüsüyle severler. Ancak sevgilerini gösterme biçimleri sessiz fedakarlıktır.
Babalar günü neden anneler günü kadar kutlanmaz?
Toplumda annelik duygusal, babalık ise daha çok otoriter ve finansal bir figür olarak kodlandığı için duygusal kutlamalar babalarda daha sönük kalır.
Babalar ne kadar dayanır?
Fiziksel olarak tükenene kadar dayanırlar. Ancak duygusal olarak "gerekli görülmediklerini" veya "saygı duyulmadıklarını" hissettikleri an içten içe yıkılırlar.
