Türkiye Ekonomisinde Doların Sürdürülebilirliği: Mevcut Kur Politikası Ne Kadar Dayanır?
Türkiye ekonomisinin son yıllardaki en hararetli tartışma konusu, hiç şüphesiz döviz kurlarının seyri ve Türk Lirası'nın Amerikan Doları karşısındaki direncidir. "Dolar daha ne kadar dayanır?" sorusu, aslında bir kağıt paranın fiziksel ömrünü değil, mevcut ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaların sürdürülebilirliğini, Merkez Bankası rezervlerinin gücünü ve ihracatçının rekabetçilik sınırlarını sorgulayan metaforik bir kavramdır. Enflasyonun yüksek seyrettiği bir ortamda döviz kurunun yatay veya sınırlı artış göstermesi, piyasada "enerji birikimi" algısı yaratırken, yatırımcılar ve hane halkı bu dengenin ne zaman ve nasıl değişeceğini anlamaya çalışmaktadır.
Ekonomide "imkansız üçlü" hipotezinden, Reel Efektif Döviz Kuru (REER) analizlerine kadar pek çok teknik gösterge, doların mevcut seviyesinin bir "denge" mi yoksa "baskılanmış bir potansiyel" mi olduğu konusunda ipuçları verir. Özellikle 2023 seçimleri sonrası geçilen rasyonel zemin ve sıkı para politikası, doların ateşini düşürmüş görünse de, yüksek enflasyon farkı (enflasyon diferansiyeli), kur üzerinde yukarı yönlü bir basınç oluşturmaya devam etmektedir. Bu makalede, doların Türkiye'deki geleceğini, saklama metaforları üzerinden finansal okuryazarlık perspektifiyle ve teknik verilerle inceleyeceğiz.
Uzman İncelemesi ve Ekonomik Görünüm
Bu analiz, TCMB Enflasyon Raporları, Uluslararası Para Fonu (IMF) Türkiye konsültasyonları ve bankacılık sektörü verileri ışığında hazırlanmıştır. Mevcut ekonomi yönetimi, TL'nin reel değerlenmesi yoluyla enflasyonu düşürmeyi hedeflemektedir. Uzmanlara göre, doların "dayanma gücü", sıcak para (carry trade) girişinin devamlılığına ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) stokunun ne hızla eritildiğine bağlıdır. Mevcut konjonktürde, ani bir kur şoku yerine, enflasyona paralel veya bir miktar altında seyreden "kontrollü bir artış" senaryosu temel senaryo olarak öne çıkmaktadır.
Doların Fiziksel ve Finansal "Raf Ömrü": Saklama Metaforları
Ekonomik varlıklar da tıpkı gıdalar gibi doğru koşullarda saklanmazsa "değerlerini" kaybederler, yani bozulurlar. Doların Türkiye şartlarında "dayanma" süresini, yatırımcı alışkanlıkları üzerinden, gıda saklama terminolojisiyle metaforik olarak açıklamak, finansal okuryazarlık açısından durumu daha net ortaya koyar.
Yastık Altında Ne Kadar Dayanır?
Halk arasında en yaygın yöntem olan fiziki doları evde, kasada veya yastık altında saklamak, "oda sıcaklığında saklamaya" benzer. Dayanıklılık: Fiziksel olarak yıllarca dursa da, ABD Enflasyonu karşısında her yıl ortalama %2 ila %3 oranında erir (Reel değer kaybı). Türkiye'deki enflasyonun dolar artış hızından yüksek olduğu dönemlerde (TL'nin reel değerlenmesi), yastık altındaki doların Türkiye içindeki alım gücü düşer. Yani oda sıcaklığında dolar, "satın alma gücü" açısından bozulmaya açıktır.
Vadeli Mevduat ve KKM'de Ne Kadar Dayanır?
Paranın banka sisteminde, faiz getiren hesaplarda tutulması "buzdolabı" etkisidir. Dayanıklılık: Burada dolar, üzerine eklenen faiz sayesinde tazeliğini daha uzun süre korur. Ancak "Kur Korumalı Mevduat" (KKM) gibi enstrümanlar, doların sabit kalması durumunda bile TL faizi garantisi vererek koruma sağlar. Bu ortamda doların dayanma gücü, Merkez Bankası'nın faiz politikasına endekslidir. Faizler enflasyonun üzerinde olduğu sürece buzdolabındaki varlıklar bozulmaz.
Eurobond ve Dış Borçlanma Araçlarında
Uzun vadeli devlet veya şirket tahvilleri (Eurobond), doları "dondurucuya" atmaktır. Dayanıklılık: 5, 10 veya 30 yıl boyunca kupon ödemeleriyle doların değeri korunur ve artırılır. Doların en uzun süre dayandığı, dış şoklardan en az etkilenen saklama biçimi budur. Ancak likiditeye (nakde) dönüşmek istendiğinde, o günkü piyasa faizleri üzerinden bir "çözülme" maliyeti olabilir.
Dolar Kuru Neden "Baskılanıyor" Algısı Var?
Piyasada sıkça duyulan "Dolar baskılanıyor, bir gün patlayacak" tezi, temel bir matematiksel gerçeğe dayanır: Enflasyon Farkı. Türkiye'de enflasyon %40-50 bandındayken, ABD'de %3 civarındaysa, teorik olarak TL'nin aradaki fark kadar değer kaybetmesi gerekir ki Türk ihraç malları yurt dışında pahalı hale gelmesin.
Ancak "dayanma" süreci burada devreye girer. Ekonomi yönetimi, kuru sabit veya yatay tutarak ithal malların fiyatını frenlemek ve enflasyonu düşürmek ister. Buna "Çapa Politikası" denir. Doların bu baskıya dayanma süresi, Merkez Bankası'nın rezervlerine bağlıdır. Eğer Merkez Bankası'nın kasasında (Swap hariç net rezervlerde) artış varsa, kurdaki bu yatay seyir uzun süre daha "dayanabilir". Ancak rezervler erimeye başlarsa, "bozulma" başlar ve kur yukarı atar. Şu anki tabloda, rezerv birikimi devam ettiği için doların yatay/hafif yukarı seyrinin dayanıklılığı yüksektir.
İhracatçı Sınırı: Dayanıklılığın Kırılma Noktası
Doların Türkiye'de ne kadar daha bu seviyelerde (reel olarak değerlenmiş TL ile) dayanabileceğini belirleyen en önemli aktör ihracatçıdır. Eğer dolar kuru, enflasyon kadar artmazsa, Türkiye'de üretim maliyetleri (işçilik, enerji, hammadde) dolar bazında aşırı yükselir. Bu durum, ihracatçının yurt dışı pazarlarda rekabet edememesine ve pazar kaybetmesine yol açar.
İhracatçının "Dayanamıyoruz" feryatları arttığında ve fabrikalarda kapasite düşüşleri/işten çıkarmalar başladığında, ekonomi yönetimi genellikle kurun üzerindeki baskıyı hafifletmek zorunda kalır. Dolayısıyla doların dayanma sınırı, sanayinin rekabet gücünün bittiği yerdir. Bu sınır, genellikle Reel Efektif Döviz Kuru endeksinin aşırı yükseldiği (örneğin 60-65 bandının üzerine çıktığı) noktada kırılır.
Dolarda Trendin Döndüğünü Nasıl Anlarız?
Bir gıdanın bozulduğunu kokusundan anladığımız gibi, döviz kurundaki istikrarın bozulacağını ve sert hareketlerin başlayacağını gösteren öncü göstergeler vardır. Finansal okuryazarlık, bu sinyalleri okumayı gerektirir.
Senaryo Analizi: Gelecek 12 Ayda Ne Bekleniyor?
Doların dayanıklılığını üç farklı senaryo üzerinden değerlendirmek mümkündür. Bu tablo, yatırımcılar için bir yol haritası niteliğindedir.
| Senaryo | Koşullar | Doların Seyri (Tahmini) | Dayanma Süresi |
|---|---|---|---|
| Baz Senaryo (Mevcut Politika) | Sıkı para politikası devam eder, yabancı girişi sürer, enflasyon düşüş eğilimine girer. | Enflasyonun altında artış (Reel değerlenme). Aylık %1-1.5 artışlar. | Uzun Vadeli (12-18 Ay Sürdürülebilir) |
| İyimser Senaryo | Türkiye'nin gri listeden çıkışı sonrası not artışları hızlanır, doğrudan yatırımlar başlar. | Yatay veya hafif aşağı yönlü seyir. TL'ye aşırı güven. | Orta Vadeli (Yüksek enflasyon rekabeti bozana kadar) |
| Kötü Senaryo (Risk) | Erken faiz indirimi, jeopolitik kriz veya petrol fiyatlarında şok artış. | Hızlı yukarı yönlü düzeltme. KKM'den dolara kaçış. | Kısa Vadeli (Ani Bozulma) |
Carry Trade Etkisi
Şu an doların Türkiye'de "sakin" kalmasının en büyük sebebi, finans dünyasında Carry Trade olarak bilinen işlemdir. Yabancı yatırımcı, yurt dışından %5 faizle dolar borçlanır, Türkiye'ye getirip bozdurur ve %50 faizle TL'ye yatırır. Kur artmadığı sürece, yabancı yatırımcı dolar bazında devasa karlar elde eder. Yabancılar dolar getirip bozdurduğu sürece piyasada dolar boldur ve fiyatı artmaz. Ancak bu "sıcak para" ürkek bir kuş gibidir. En ufak bir güvensizlikte veya faizler düştüğünde parayı alıp çıkmak isterlerse, o zaman doların "dayanma gücü" bir günde tükenir ve kur yukarı fırlar. Bu nedenle gözler sürekli Merkez Bankası'nın faiz kararlarındadır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Dolar kuru tekrar patlar mı?
- Mevcut ortodoks ekonomi politikaları (sıkı para politikası) devam ettiği sürece, 2021 yılındakine benzer kontrolsüz bir patlama beklenmemektedir. Ancak enflasyon farkından kaynaklı "birikmiş enerji" nedeniyle, kurun zamana yayılmış şekilde yukarı gitmesi (kontrollü devalüasyon) en olası senaryodur.
- Dolar almak için doğru zaman mı?
- Dolar, Türkiye'de bir yatırım aracı değil, "paranın değerini koruma" aracıdır. Eğer TL mevduat faizi, doların aylık artışından daha yüksek getiri sağlıyorsa (ki şu anki durumda reel faiz pozitife yakındır), dolar almak kısa vadede alım gücü kaybına (zarara) yol açabilir. Uzun vade için ise portföy çeşitlendirmesi olarak görülür.
- Seçimlerden sonra dolar ne olur?
- Türkiye ekonomisinde seçim döngüleri her zaman belirsizlik yaratır. Ancak 2023 seçimleri sonrası kurulan yapı, siyasetten bağımsız bir Merkez Bankası imajı çizmektedir. Siyasetin faiz kararlarına müdahale etmediği sürece, seçimler dolar üzerinde eskisi kadar yıkıcı bir etki yaratmayabilir.
- Adil Değer (Fair Value) nedir, şu an kaç olmalı?
- Pek çok uluslararası banka ve yerli ekonomist, Türkiye'deki enflasyon ile ABD enflasyonu arasındaki farkı (Satın Alma Gücü Paritesi) hesaplayarak doların "olması gereken" değerini belirler. Piyasa analistlerine göre doların adil değeri mevcut piyasa fiyatının bir miktar üzerindedir, bu da TL'nin şu an "değerli" olduğunu gösterir.
Dayanıklılık Bir Güven Meselesidir
Özetle, "Türkiye'de dolar daha ne kadar dayanır?" sorusunun cevabı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kararlılığına ve uygulanan rasyonel politikaların ömrüne bağlıdır. Matematiksel olarak, enflasyonu %50 olan bir ülkenin parasının, enflasyonu %3 olan bir ülkenin parası karşısında sonsuza kadar sabit kalması imkansızdır. Bu, fiziğe aykırıdır. Dolar er ya da geç, enflasyon farkını kapatacak kadar artacaktır. Ancak asıl mesele, bu artışın bir kriz (patlama) şeklinde mi, yoksa yönetilebilir, yumuşak bir geçiş (süzülme) şeklinde mi olacağıdır. Mevcut veriler, "buzdolabının" hala çalıştığını, soğutma sisteminin (faizlerin) devrede olduğunu, ancak kapağın çok sık açılmaması gerektiğini (politik müdahale olmaması gerektiğini) göstermektedir.
